Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, asgari ücretle ilgili değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’nin diğer ülkelerle kıyaslandığında olumlu bir konumda olduğunu açıkladı.
Bakan Işıkhan, Mısır örneği üzerinden yaptığı karşılaştırmada, bu ülkede asgari ücretin 100-110 dolar civarında olduğunu belirtti. Avrupa, Asya ve Afrika ülkeleri ile karşılaştırmalar yaparak, Türkiye’nin asgari ücretinin oldukça iyi bir seviyede olduğunu dile getirdi.
Işıkhan, emeklilik sisteminin yanı sıra asgari ücretteki gelişmelere de dikkat çekti. 2002 yılında net asgari ücretin 184 lira olduğunu hatırlatan Bakan, bu rakamın 2025 itibarıyla 22 bin 104 liraya yükseleceğini duyurdu.
Özellikle nominal olarak 119 kat, reel olarak ise 242 oranında bir artış sağlandığını vurguladı. 2002 yılında asgari ücretin 127 dolar düzeyinde olduğunu, şu anda ise bu rakamın 630 dolara, Euro bazında ise 144 Euro’dan 605 Euro’ya yükseldiğini ifade etti.
Bakan, asgari ücretli çalışanların gelirini artırmak amacıyla hayata geçirilen yeni uygulamaları da aktardı. Gelir ve damga vergisinin kaldırılmasının, asgari ücretli vatandaşların cebine daha fazla para girmesini sağladığını belirtti.
Tüm gelirlerin, asgari ücret düzeyine kadar olan kısmının vergiden muaf tutulduğunu söyledi.
Emeklilik sistemine dair de önemli değerlendirmeler yapan Işıkhan, Türkiye ile Almanya arasındaki farkları ele aldı. Almanya’da emekliliğe ulaşmak için 40 yıl çalışılması gerektiğini ve dolayısıyla 15-20 yıl emekli aylığı alındığını ifade etti.
Türkiye’de ise bu durumun tersine işlediğini, 20 yıl prim ödenmesine rağmen yaklaşık 40 yıl emekli maaşı ödendiğini sözlerine ekledi.
Bu durumun sosyal bir hak olduğunu savunan Bakan, emeklilerin vefatından sonra eş ve çocukların emekli aylığına nasıl eriştiği konusunun da bir sosyal devlet olmanın gereği olduğunu belirtti.
Ayrıca, Almanya’da sosyal devlet anlayışının zayıfladığına dair haberlerin çıktığını kaydeden Işıkhan, Türkiye’nin bu tür bir yaklaşımı benimsememesi gerektiğini vurguladı.
Devletin varlık amacının vatandaşları için olduğunu, bu nedenle sosyal yardımların devam etmesi gerektiğini söyledi.
Işıkhan, “Ben vefat ettikten sonra eşim ve çocuklarım için yaşanabilir bir ücret bırakamazsam, bu sosyal devlet anlayışının sorgulanmasına yol açar,” diyerek bu konudaki hassasiyetini dile getirdi.