İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP’nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen başkan ve yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasına ve İl Başkanlığı’na geçici bir yönetim kurulunun atanmasına karar verdi.
Bu durum, büyük bir tartışma yarattı ve mahkeme, Gürsel Tekin’i CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atadı. Tekin’in CHP’den ihraç edilmesi, gelişmelerin ardı sıra geldi.
CHP’li birçok üye, il binasında nöbet tutmaya başladı ve kayyumu binaya sokmayacaklarını belirtti. Gürsel Tekin, partinin Genel Başkanı Özgür Özel’den randevu talep edeceğini açıkladı.
Tekin, partideki kargaşaları sona erdirmek ve bir uzlaşı ortamı oluşturmak amacıyla 8 Eylül Pazartesi günü il binasına gideceğini duyurdu.
Barış Yarkadaş, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin’in, eski il başkanları Berhan Şimşek, Ali Özcan, Cemal Canpolat ve Canan Kaftancıoğlu tarafından destekleneceğini öne sürdü. Ancak Kaftancıoğlu bu iddiaları kesin bir dille yalanladı.
Bir süre sessiz kalan Canan Kaftancıoğlu, sonunda sosyal medya üzerinden dikkat çekici bir açıklama yaptı.
X platformunda, partililerden gelen “Neden bir açıklama yapmıyorsun?” sorusuna yanıt vererek, bu dönem söyleyeceği sözlerin parti içindeki kutuplaşmayı artırabileceğini ifade etti.
Kaftancıoğlu, bu nedenle konuşmamayı tercih ettiğini ve içinde bulundukları durumun hassasiyetine dikkat çekti.
Kaftancıoğlu, “Partimize bir katkı sağlamayacağına inandığım için susmayı tercih ediyorum. Beni hiç kimsenin susturamayacağını sizler de iyi bilirsiniz. Bu süreçte belki susarak faydalı olabilirim. Tüm partili arkadaşlarımı sağduyulu olmaya davet ediyorum” dedi.
Bu açıklamasında, bir yandan parti içindeki gerginliklere dikkat çekerken, diğer yandan da yaşanan sürecin olumsuz etkilerini minimize etmeye çalıştı. Kaftancıoğlu’nun bu tutumu, partideki birçok üye tarafından dikkatle izlendi.